Başkalarının ihtiyaçlarını fark etmek, empati kurmak ve destek olmak sağlıklı ilişkilere işaret eder.
Ancak bu durum sürekli hale geldiğinde kişi kendi ihtiyaçlarını arka plana atmaya başlar.
Psikoloji literatüründe bu durum, kişinin kendilik sınırlarının belirsizleşmesiyle ilişkilendirilir. Yani kişi, başkalarına verdiği kadar kendine dönemediğinde tükenmişlik kaçınılmaz olur.
Şunu unutmamak gerekir:
Kendine temas edemeyen, kendi duygularını fark edemeyen birinin başkalarına uzun vadede iyi gelmesi de zordur. Çünkü verilen şey, zamanla zorunluluk haline gelir ve ilişkiler yıpranır.
Terapi sürecinde bu noktada şunlar çalışılır:
•Kişinin kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesi
•Suçluluk duymadan sınır koyabilmesi
•“Herkese yetmeliyim” inancının kökenleri
Kendine yer açmak, bencillik değil; ruhsal denge için bir gerekliliktir.

